Yaşasın! bir Christmas ağacım olacak.

Yeni bir Christmas geliyor buraya. Her yer ışıl ışıl oldu yine. Her mağazada, her markette Christmas müzikleri çalıyor.
Herkes gülümsüyor ağaç süslerini seçerken. Christmas temasını seviyorum, insanların birbirine kart atmasının ya da hediye almasının ve beraber koca bir masada yemek yemesinin nesi kötü olabilir ki ?

Yeni bir Christmas geliyor buraya.

Her yer ışıl ışıl oldu yine.

Her mağazada, her markette Christmas müzikleri çalıyor.

Herkes gülümsüyor ağaç süslerini seçerken.

Christmas temasını seviyorum, insanların birbirine kart atmasının ya da hediye almasının ve beraber koca bir masada yemek yemesinin nesi kötü olabilir ki ?

+41230224Bunlar Hıristiyan adetleri deyip, Christmas coşkusunu sevenlere hırsla ve nefretle bakanları anlamıyorum. Tüm güzel adetlere ve kültürlere açık olalım ne olur ki ?
Christmas’ı sevince Hıristiyan mı olacağız sanki. Bu Batı özentiliği filan değil yani, ışıl ışıl süslenmis sokaklar ve evinizde coşkuyla hazırlayacağınız bir ağaç sizi mutlu etmiyorsa bir sorununuz var demektir, psikologa görünün. Yeni çağ hoş görü çağı olacak, uyum sağlayın.

Sırf bu tarz insanların yüklediği negatif enerji ve çelişkiler yüzünden bu güne kadar hiç Christmas ağacım olmadı. Hiç içimden geldiği gibi süsleyemedim.

(Aslında benim için anlamı yeni yılı karşılamak. Bu yüzden ismi yeni yıl ağacı olsun).
Hep, kendi bayramlarımızda bile bu kadar heyecanlanmıyorum, bu şimdi özenti mi acaba diye içim içimi yedi, kendimi veremedim.

Şimdi karar verdim değil.

Çünkü yeni yıl ağacını süslemek beni çok mutlu ederken, kurban bayramı beni perişan ediyor.

Üstelik ben bu yıl ilk defa bebeğim karnımdayken bir ağaç süslemek istiyorum.
Sonra her yıl ve her yıl onunla yeniden süslemek her yıl yeni değişik birkaç süs eklemek, taaa ki ben yaşlanana ve torunlarım olana kadar bu böyle devam etsin gitsin istiyorum.
Benim süslerim torunlarıma kadar geçsin istiyorum.

Evet tam Amerikan filmlerindeki gibi. Ama ben Amerika’dan ve o toplumdan hiç hazzetmediğim gibi defalarca Amerika’ya gittiğim halde kendimi hiç oraya ait de hissetmedim ve bu hayalimin Amerikan özentililiğiyle alakası bile yok. Adamlar benim hayalimi filmlerinde kullanmayı akıl ettiyse ben napayım.

Sadece hayatıma mutluluk kaynakları katmaya çalışıyorum.

Seneye ilk defa bebeğimle bir ağaç süsleyeceğimiz fikri beni çok heyecanlandırıyor. Hepsi bu.

Bu yüzden önce elbette suni bir çam ağacı alacağım bu hafta. İstiyorum ki heybetli olsun, her yıl yeniden kullanılacak nasıl olsa, dolgun dursun. Üstüne süsler, melekler, ışıklar seçeceğim tek tek.

Renklerine karar vereceğim. Belki sadece uçuk mavi ve beyaz tonlarda yaparım. Rengarenk olmasını istemiyorum, bir duruşu, tarzı olsun. Fincancı katırı gibi olmasın.
Ayrıca Ramazan Bayramı’nı da çok severim ben.

Hele annemle babamla geçirmeyi…

Özel bayram ekmekleri yapılır bizim evde, baklavalar yapılır, annem kendisi yapar hepsini. Yeni kıyafetler hazırlanır.

Eskiye oranla neşesi azalsa da hala çok hevesle kutlanır.

Bebeğime bunu da öğreteceğim elbette, hatta mümkün olursa her bayram Türkiye’ye götüreceğim onu. Bayram kıyafetleri giydireceğim. Bayramların sadece tatil fırsatına dönüşmesine izin vermeyeceğim.

Ama Kurban Bayramı için söz veremem sevgili okur.

33 yaşıma geldim, okumadığım kitap, sormadığım insan kalmadı bana bu kurbanı açıklayabilen olmadı.

Şimdi sorulara ve detaylara girmeyeceğim, fakire yardım etmenin bin çeşidi var, neden illaki bir hayvanı öldürüyoruz kendimiz için bunu anlayamıyorum.

Vahşice buluyorum.

Hayvana mı üzüleyim, ailemin bile Kurban Bayramı’na bir heves hazırlanıp, günlerce annemin evde etlerle boğuşmaktan zevk almasına mı üzüleyim, hiçbir şey yapamadığıma mı üzüleyim.

Üstelik bu farz bile değil, vacip vacip!

Hadi annemleri geçtim, sevgili kocam, sanki çok dini bütün bir insanmış, namazdan niyazdan beri gelmezmiş, tüm oruçlarını tutarmış gibi öğrendim ki her yıl benden gizli Türkiye’de kurban kestiriyormuş.

Bu yıl ben hamileyim diye, kurban sayısını ikiye çıkarmış, bebeğimiz olunca da üçe çıkaracakmış.

Telefonda konuşurken duydum.

O an koptum, üzülsem mi, şaşırsam mı, ağlasam mı bilemedim. Uzun bir “seni anlamıyorum, ben kurban istemiyorum, ilkel kabile miyiz biz” tartışmasından sonra pes ettim.

Anladım ki sevgilimin içinde onun da sebebini bilmediği bir duygu var, kurban kestirip bunu dağıttırınca kendini iyi hissediyor.

Neticede vejetaryen değilim, çok kızamadım ona da.

Ama şuna karar verdik, o halde kurbanı gerçekten ihtiyaç olan bir yere gönderelim, Etiyopya’ya gidecek bizimki.

Böyle Afrika’ya, Etiyopya’ya, Somali’ye bu kurbanları götüren kuruluşlar var.
Ve oradaki insanların gerçekten buna ihtiyacı var.

Biraz içim rahat etti. Hatta o insanlara yardımımız dokunacak diye çok da mutlu oldum. Sizlere de aynı yolu tavsiye ederim.

Bunlar Deniz Feneri gibi değil içiniz rahat olsun.

Bu vesileyle Bayramınız kutlu olsun.

Bir de ” Merry Merry Christmas” olsun.

” Hoşgörüde deniz gibi ol ! ” Mevlana

PAYLAŞ : Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on PinterestEmail this to someoneBuffer this pageDigg thisFlattr the authorShare on RedditShare on StumbleUponShare on TumblrPrint this page