Sualtında yok olan türler

Jacques-Yves Cousteau’ya (Kaptan Kusto) sormuşlar; “Sualtına bu ilgi neden? Neden siz de diğer biologlar gibi üniversiteden bu işi yapmadınız da, yıllar süren deniz yolculukları, hatta bu iş için aletler icat ettiniz? Neden?” Yaşlı kaptan cevap vermiş “İnsanlar sevdikleri şeyleri korurlar. Ben insanlara sualtını sevdirmeye çalışıyorum ki onu korusunlar!!!” Ben de sualtı fotoğrafçılığı niye diye soranlara aynı cevabı verip karizma yapıyordum. Ama Türkiye’de bu işler biraz tersine. Geçen gün küçük bir gruba bir dia gösterisi yapıyordum. Bir Orfoz fotoğrafına gelen tepki “Ben Orfozu çok severim, ama çok pahalı meret…” Biz tüketmesini seviyoruz. Sevdikçe de tüketiyoruz. Tahmin ettiğiniz gibi bu ayın konusu, ülkemizde tüketilerek yok olan balık türleri…

Orfozlar ve onların yakın akrabası olan Lahoslarla başlayalım. Orfoz, ortalama 60 cm’ye ve 15 kg’ye kadar büyüyen kaya hanisi diye de bilinen Epiphelinae alt familyasından bir tür. Eğer avlanmazlarsa yılda bir kilo alıp, 60 yaşına kadar yaşayabilirler, tabii bizim denizlerde değil. Büyük bir ağzı, koca kafası ve yassı oval vücudu olan, vücut şekli itibariyle hızlı ve uzağa yüzemeyen Orfozlar, Hermafrodittirler. Yani, çift cinsiyetlidirler. Hayatının ilk yıllarında dişi cinsiyet organlarına sahiptir. 18 yaşına geldiğinde dişi cinsiyet organları kaybolur, erkek cinsiyet organları gelişir ve hayatının geri kalanını erkek olarak yaşar. Bu nedenle avlanmayla erkek nüfus çok çok azdır ve yok olma tehlikesiyle karşı karşıyalardır. Orfoz ve Lahoslar iyi yüzücü olmadıklarından bölgesel yaşayan hayvanlardır, buldukları bir kovuğu ev olarak görür, etrafında avlanır ve terk etmezler. Üst üste yaptığınız dalışlarda aynı balıkla karşılaşmanız mümkün. Hatta onunla aynen bir köpek gibi dost bile olabilirsiniz. Orfozlar hakkında çok çeşitli duygusal hikayeler anlatılır. Fotoğrafta sadece kafası gözüken küçük Orfozla Kaş’ta tanıştık. Bir sonraki dalışta yanına haşlanmış yumurta ve ekmek götürdüm. Arkadaş biraz genç olduğu için pek sevecen davranmadı ama yumurtayı afiyetle yedi. Seneye rakıya meze olmazsa, tekrar karşılaşmayı umuyorum. Orfozlar ve Lahoslar tehlikede bulunan türler listesindeki hayvanlardan olup, Barselona ve Bern sözleşmeleri gereği ülkemizde koruma altına alınmıştır. Ancak neredeyse Akdeniz ve Ege’deki tüm balık lokantalarında tezgahlarda bir Orfoz veya Lahos görürsünüz. Balık restaurantına gittiğinizde size şöyle iki kişilik bir Orfoz veya Lahos önerirlerse şunu unutmayın ki, yılda sadece bir kilo alabilen o Orfoz 2-3 yaşında bir dişidir.

Ülkemizde avlanması ve ticari satışının yasak sualtı canlıları listesinden bir diğer hayvan ise kabuklulardır. Makaslı Istakoz, Böcek ve Karavida, satışı yasak olduğu halde neredeyse Ege ve Akdenizde’ki bütün balık lokantaların önündeki bir leğende biten bir hayat sürerler. Bu türlerin yok olma ve çocuklarımızın onları sadece akvaryumlarda görebilme tehlikesinin yanında, bu hayvanların yiyecek olarak tüketilmesinin bir kötü yanından daha bahsetmek istiyorum. Bu tür deniz kabukluları canlı haşlanarak yenilmek zorundadır. Ani ölüm gereklidir yoksa su dışında kalan Istakoz bir çeşit salgıyla ölmeden evvel kendi etini yenilmez hale getirir hatta zehirlenmeye sebebiyet verebilir. Bir çok insan canlı canlı haşlanırken çığlık attıklarını söyleseler de bu imkansızdır, çünkü diğer kabuklu deniz hayvanları gibi ses telleri yoktur. Çıkan sesler aniden çok sıcak suya maruz kalıp, çatırdayan kabuklarından gelir. Ama çığlık atamasalar da acı çekerek öldükleri kesin…

PAYLAŞ : Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on PinterestEmail this to someoneBuffer this pageDigg thisFlattr the authorShare on RedditShare on StumbleUponShare on TumblrPrint this page