Ne kadar çılgınsınız!!!

Hiç bir balona binip sonra o balondan paraşütle atladınız mi? Ya da yamaç paraşütü yaptınız mı? Ya da bangi jumping? Yapanlarınız mutlaka ki olmuştur, bunlar heyecan arayanlara sunulan sıradan sporlardan bazıları. Tabii ki yaşadığınız son büyük heyecanınız son 1 hafta içerisinde iki kere televizyonun kumandasından kanal değiştirmek yerine kalkıp ta televizyona kadar gidip kanal değiştirmek olduysa yukarıdakiler size çılgınca da gelmiş olabilir.

Hiç bir balona binip sonra o balondan paraşütle atladınız mi? Ya da yamaç paraşütü yaptınız mı? Ya da bangi jumping? Yapanlarınız mutlaka ki olmuştur, bunlar heyecan arayanlara sunulan sıradan sporlardan bazıları. Tabii ki yaşadığınız son büyük heyecanınız son 1 hafta içerisinde iki kere televizyonun kumandasından kanal değiştirmek yerine kalkıp ta televizyona kadar gidip kanal değiştirmek olduysa yukarıdakiler size çılgınca da gelmiş olabilir.

Peki Atlantik Okyanusunu tekne ile geçenler? Bütün bir ömrünü dağların zirvelerini ya da mağaraların diplerini aramakla geçiren çılgınlardan değil misiniz?

İşte böyle bir çılgınla tanıştığımda ilk hissettiğim şey hayretle dolu bir heyecan oldu.

Birde ben olsam asla yapamazdım düşüncesi… Ben neden cesur değilim sorgulamasının cevabını buldum sonra. Ben konforsuz yaşayamazdım. Tibet yollarında özümü de arayamazdım. Eski zamanlarda yaşasaydım daha kolaydı belki, bir dergaha girerdin, orada yoğrulur, dünya zevklerinden vazgeçerdin. Ama şimdi her şeyi bırak yollara düş, yollarda yaşa, ama hikayeni kendin yaz, özünü bul deseler? Yapamazdım.Özümü hiç bulamayacak mıyım acaba?

Bu çılgın gezginin adı Keiichi Iwasaki. 32 yaşında. Daha çok genç. Mühendis eğitimi almış bir Japon aslında. Yani her gün işe gidip gelebilecek, iyide para kazanabilecek kabiliyette bir adam. Ama seyahat tutkusu ile dolu bir adam. Seyahat aracı olarak bisikleti seçmiş, bisikletle dünyayı dolaşıyor. Gezerken sihirbazlık öğrenmiş. Sokaklarda, gezdiği şehirlerin meydanlarında sihirbazlık gösterileri yaparak para kazanıyor.
Hedefi bisikletle dünyayı dolaşmak.

548072_69685627

Bu amaçla 15 Nisan 2001 yılında cebinde 160 Yen (2-3 dolar ) ile yola çıkmış.

Başlangıçta 3 yılda dünya turunu tamamlarım diye hesaplamış. Küçük bir hesaplama hatası olmuş. 7 yıldır yollarda ve turu tamamlamasına daha çok var. Seyahati beklediğinden biraz uzun sürmüş. Biz onunla tanıştığımızda Temmuz idi ve O Amsterdam’a yeni ulaşmıştı.

Yolu üzerinde Hongkong, Çin, Güney Kore, Vietnam, Kamboçya, Tayland, Malezya, Singapur, Laos, Tibet, Nepal, Hindistan, Bangladeş, Pakistan, Iran, Azerbaycan, Gürcistan, Türkiye, Amsterdam’a kadar bir çok Avrupa ülkesini bisikletle geçmiş. İnanılır gibi değil. Sadece bisikletle.

Amacı Fransa, İspanya üzerinden Afrika ve oradan Amerika’ ya ulaşmak. Başlangıçta hesap hatasının hayal kırıklığından olsa gerek ya da yola çıkanın hali nice olur bilinmez Türk deyişini boydan boya Türkiye gezisinde öğrendiğinden belki de ne zaman bu yolculuğu bitireceğini kestiremiyor.

Japonya’daki sürekli çalışan ve uyuyan, is dışında bir hayatları olmayan insanlar onu daraltmış ve vurmuş kendini yollara.

Bu noktada hep şunu düşünürüm; bu karar nasıl verilir. Hadi 1 yıl gittin, ne işim var benim yollarda deyip nasıl ilk uçakla geri dönülmez, ailen, ben bisikletle dünyayı dolaşacağım dediğinde, ah güzel evladım, özgür ol, kendi yolunu çiz, biz seni bu güne kadar okuttuk, sigortalar yaptırdık, yemedik yedirdik, içmedik içirdik ve sen tam da hayal ettiğimiz gibi gezgin oldun mu der kardeşim? Nasıl bir kararlılıktır bu. Ben hobilerimde bile kararlı davranamıyorum. İnşallah bebeğim bir gezgin olmaya filan kalkmaz!

DSC000013

Neyse, bu kadar yol gidersinde macerasız olur mu? Olmamış tabii ki, yolda bunu soyanlardan tutunda dağlarda kurtların köpeklerin kovalamasına kadar, gelen geçen arabalardaki yolcuların enteresan bakışlarına kadar,( ki o kadar ülkeyi tecavüze uğramadan geçebildiğine şükretsin o ) yağmur, kar, tufan, çamur ve hastalıklar.
Hongkong’da bisikleti çalınmış, Japon Büyükelçiliği yenisini alıvermiş.

Everest’e çıkmış ve oraya çıkan dağcıların arasına adını yazdırmış. Bir çok yolculuğunda bir çok bileti, insanların yardımıyla alabilmiş.

Everest0586

Heyecanlarla ve hayal kırıklıkları ile dolu bir yolculuk. Çılgınca geliyor değil mi insana. Bazı yerlerde yolcu misafir ağırlayan kulüplerde, bazı yerlerde bir taş altında, bazı yerlerde motorcu ve bisikletçi derneklerinde kulüplerinde uyumuş. Genelde yolda kendi yemeklerini kendisi yapmış. Diyor ki : Açsanız her şeyi yersiniz!!! Bu sanırım beslenme tarzı konusunda size bir fikir vermiştir. Bir çok defa soyulmuş yollarda. Gördükleri ve yaşadığı kültür şokları arasında ilginç tesadüfler de var. Örneğin çocukluk arkadaşına Nepal’de rastlıyor tesadüfi olarak, evlenmeye karar veriyorlar. Keiichi-sanin ailesi destekliyor ancak kızın ailesi, fazla çılgın bulup desteklemiyor. Bir bisikletliye kim kız verir Allah aşkına.

Bize Keiichi-san’i tanıştıran şu anda Amsterdam’da çalışan eski bir arkadaşı. 7 yıl önce aynı gün birisi uçakla, diğeri bisikletle yola çıkmışlar. 7 yıl sonra tekrar bir araya gelmişler. Biri her gün işe gidiyor, diğeri ise hikayesini anlatıyor. Ve şöyle diyor” ‘Dünya o kadar da büyük değil. İnsan her yerde aynı insan, aynı duygular. Sadece dil ve kültür değişik”

Peki ben merak ediyorum bizler mi yoksa o mu daha çok mutlu acaba hayatta? İşte bunun cevabını kimse bilmiyor.
Ne kadar çılgınsınız!!!

Hiç bir balona binip sonra o balondan paraşütle atladınız mi? Ya da yamaç paraşütü yaptınız mı? Ya da bangi jumping? Yapanlarınız mutlaka ki olmuştur, bunlar heyecan arayanlara sunulan sıradan sporlardan bazıları. Tabii ki yaşadığınız son büyük heyecanınız son 1 hafta içerisinde iki kere televizyonun kumandasından kanal değiştirmek yerine kalkıp ta televizyona kadar gidip kanal değiştirmek olduysa yukarıdakiler size çılgınca da gelmiş olabilir.

+8356_4073

Peki Atlantik Okyanusunu tekne ile geçenler? Bütün bir ömrünü dağların zirvelerini ya da mağaraların diplerini aramakla geçiren çılgınlardan değil misiniz?

İşte böyle bir çılgınla tanıştığımda ilk hissettiğim şey hayretle dolu bir heyecan oldu.

Birde ben olsam asla yapamazdım düşüncesi… Ben neden cesur değilim sorgulamasının cevabını buldum sonra. Ben konforsuz yaşayamazdım. Tibet yollarında özümü de arayamazdım. Eski zamanlarda yaşasaydım daha kolaydı belki, bir dergaha girerdin, orada yoğrulur, dünya zevklerinden vazgeçerdin. Ama şimdi her şeyi bırak yollara düş, yollarda yaşa, ama hikayeni kendin yaz, özünü bul deseler? Yapamazdım.Özümü hiç bulamayacak mıyım acaba?

Bu çılgın gezginin adı Keiichi Iwasaki. 32 yaşında. Daha çok genç. Mühendis eğitimi almış bir Japon aslında. Yani her gün işe gidip gelebilecek, iyide para kazanabilecek kabiliyette bir adam. Ama seyahat tutkusu ile dolu bir adam. Seyahat aracı olarak bisikleti seçmiş, bisikletle dünyayı dolaşıyor. Gezerken sihirbazlık öğrenmiş. Sokaklarda, gezdiği şehirlerin meydanlarında sihirbazlık gösterileri yaparak para kazanıyor.
Hedefi bisikletle dünyayı dolaşmak.

Bu amaçla 15 Nisan 2001 yılında cebinde 160 Yen (2-3 dolar ) ile yola çıkmış.

Başlangıçta 3 yılda dünya turunu tamamlarım diye hesaplamış. Küçük bir hesaplama hatası olmuş. 7 yıldır yollarda ve turu tamamlamasına daha çok var. Seyahati beklediğinden biraz uzun sürmüş. Biz onunla tanıştığımızda Temmuz idi ve O Amsterdam’a yeni ulaşmıştı.

Yolu üzerinde Hongkong, Çin, Güney Kore, Vietnam, Kamboçya, Tayland, Malezya, Singapur, Laos, Tibet, Nepal, Hindistan, Bangladeş, Pakistan, Iran, Azerbaycan, Gürcistan, Türkiye, Amsterdam’a kadar bir çok Avrupa ülkesini bisikletle geçmiş. İnanılır gibi değil. Sadece bisikletle.

Amacı Fransa, İspanya üzerinden Afrika ve oradan Amerika’ ya ulaşmak. Başlangıçta hesap hatasının hayal kırıklığından olsa gerek ya da yola çıkanın hali nice olur bilinmez Türk deyişini boydan boya Türkiye gezisinde öğrendiğinden belki de ne zaman bu yolculuğu bitireceğini kestiremiyor.

Japonya’daki sürekli çalışan ve uyuyan, is dışında bir hayatları olmayan insanlar onu daraltmış ve vurmuş kendini yollara.

Bu noktada hep şunu düşünürüm; bu karar nasıl verilir. Hadi 1 yıl gittin, ne işim var benim yollarda deyip nasıl ilk uçakla geri dönülmez, ailen, ben bisikletle dünyayı dolaşacağım dediğinde, ah güzel evladım, özgür ol, kendi yolunu çiz, biz seni bu güne kadar okuttuk, sigortalar yaptırdık, yemedik yedirdik, içmedik içirdik ve sen tam da hayal ettiğimiz gibi gezgin oldun mu der kardeşim? Nasıl bir kararlılıktır bu. Ben hobilerimde bile kararlı davranamıyorum. İnşallah bebeğim bir gezgin olmaya filan kalkmaz!

Neyse, bu kadar yol gidersinde macerasız olur mu? Olmamış tabii ki, yolda bunu soyanlardan tutunda dağlarda kurtların köpeklerin kovalamasına kadar, gelen geçen arabalardaki yolcuların enteresan bakışlarına kadar,( ki o kadar ülkeyi tecavüze uğramadan geçebildiğine şükretsin o ) yağmur, kar, tufan, çamur ve hastalıklar.

Hongkong’da bisikleti çalınmış, Japon Büyükelçiliği yenisini alıvermiş.

Everest’e çıkmış ve oraya çıkan dağcıların arasına adını yazdırmış. Bir çok yolculuğunda bir çok bileti, insanların yardımıyla alabilmiş.

Heyecanlarla ve hayal kırıklıkları ile dolu bir yolculuk. Çılgınca geliyor değil mi insana. Bazı yerlerde yolcu misafir ağırlayan kulüplerde, bazı yerlerde bir taş altında, bazı yerlerde motorcu ve bisikletçi derneklerinde kulüplerinde uyumuş. Genelde yolda kendi yemeklerini kendisi yapmış. Diyor ki : Açsanız her şeyi yersiniz!!! Bu sanırım beslenme tarzı konusunda size bir fikir vermiştir. Bir çok defa soyulmuş yollarda. Gördükleri ve yaşadığı kültür şokları arasında ilginç tesadüfler de var. Örneğin çocukluk arkadaşına Nepal’de rastlıyor tesadüfi olarak, evlenmeye karar veriyorlar. Keiichi-sanin ailesi destekliyor ancak kızın ailesi, fazla çılgın bulup desteklemiyor. Bir bisikletliye kim kız verir Allah aşkına.

Bize Keiichi-san’i tanıştıran şu anda Amsterdam’da çalışan eski bir arkadaşı. 7 yıl önce aynı gün birisi uçakla, diğeri bisikletle yola çıkmışlar. 7 yıl sonra tekrar bir araya gelmişler. Biri her gün işe gidiyor, diğeri ise hikayesini anlatıyor. Ve şöyle diyor” ‘Dünya o kadar da büyük değil. İnsan her yerde aynı insan, aynı duygular. Sadece dil ve kültür değişik”

Peki ben merak ediyorum bizler mi yoksa o mu daha çok mutlu acaba hayatta? İşte bunun cevabını kimse bilmiyor.

PAYLAŞ : Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on PinterestEmail this to someoneBuffer this pageDigg thisFlattr the authorShare on RedditShare on StumbleUponShare on TumblrPrint this page