Mayıs ayında güzel şeyler yaşadık!

Can okuyuculara yeniden merhaba,

Guy-Sebastian P3105651

Mayıs ayını da bitirdik. Hemen hemen tüm dünyada emekçilerin günü ile başlayan bu ayda da neler yoktu ki? 31 günü tam tamına dolduran bir sürü etkinlik nedense Mayıs ayında toplanmış. Bayramlar, seyranlar, kutlamalar, Avrupa’daki şarkı yarışması ve tabii spor müsabakalarının şampiyonluk karşılaşmaları vs,vs,vs.

Her ne kadar geç kaldıysak da ilk önce “Ana gibi yar olmaz” sözünün üstüne basarak tüm annelerin geçmiş Anneler Günü’nü candan kutlarım. Hoşgörün uzaklık ve mecmuamızın basım gününün önce olması bu sözleri sarfetmemi geciktirdi.

Mayıs ayının ilk günü için yazımızın başında dünya ülkeleri arasında bu günden başka bir günde emekçilerin gününü kutlayan ülkeler de var demiştik. İşte bunlardan biri de Avustralya. Hatta ülke içinde bile eyaletler arasında dört ayrı zamanda kutlanıyor. Trafiği gibi bu iş de ters ne yapalım? Ayrıca ülkenin sekiz eyaleti bu gün için sene içinde dört ayrı günü seçmiş. Mart ayının birinci Pazartesi’ni Batı Avustralya Eyaleti, yine Mart’ın ikinci Pazartesi’ni Victoria ve Tasmanya Eyaletleri, Mayıs ayının ilk Pazartesi’ni Kuzey Toprakları Eyaleti, Ekim ayının ilk Pazartesi’ni de Avustralya Başşehri Toprakları, Yeni Güney Galler, Güney Avustralya ve Queensland Eyaletleri bu kutlamayı yapmak için seçmişler.

Bu Emekçi Günü’nü ilk defa Melbourne’de 21 Nisan 1856 tarihinde Melbourne çevresindeki taş işçileri ve inşaat işçileri; Melbourne Üniversitesi’nden Parlemento Binasına kadar yürüyüş yaparak kabul ettirmişler. Daha sonra da bu etkinlik yukarıda bahsettiğim tarihlere göre tüm ülkeye yayılmış.

Viktorya Eyaleti ise 1955 yılından beri bu etkinliği Moomba adı verdiğimiz festival ile birleştirerek Melbourne şehrinde Avustralya çapında en uzun süreden beri yapılan ve dört beş gün süren bir karnaval haline dönüştürmüştür. Bu zaman gelince şehirdeki Yarra Nehri çevresinde Luna Park kurulur, nehirde Su Kayağı, Çin usulü “Dragon Boat” ve “Birdman” yarışı düzenlenir. Çevrede kurulan sahnede canlı müzik yayını ve bazı meşhur müzik grupları sahnede
boy gösterir. Ülke çapında meşhur sanatçılar veya meşhurlar arasından karnavalın kral ve kraliçesi seçilir. Seçilen bu zatlar Pazartesi günü hemen hemen tüm etnik grupların katıldığı resmi geçit töreninde şatafatlı bir vasıtanın üstünde İngiltere Kraliçesi gibi halka el sallarlar. Unutmadan söyleyeyim Mehter Takımımız bu resmi geçitlerin bir kaçında bir ileri, iki geri giderek bayağı alkış topladı. Gecesi de yine nehrin çevresinde yapılan müzik eşliğindeki havai fişek gösterisi ile son bulur.
İşte böyle bizim buralarda Emekçi Günü… İstanbul’daki yedi tepesinden biri olan Taksim Meydanın’da toplanalım iddiasının dışında bir karnaval havasında geçer. Hala merakla bekliyorum.
Neyin kavgası yapılıyor? Ne zaman 1 Mayıs çalışan, üreten emekçinin bayramı olacak?

Biliyorsunuz bu yılki Eurovision Şarkı Yarışması’nın 60.ncı Yıldönümü. Biz ihtiyar delikanlılar bu yarışmada yapılan komedi oylamaları tartışmaları ile yoğurulduk. Öyle değil mi? Ne zaman Türkiye olarak Avrupa’da herhangi bir yarışmaya katılsak hakemlerden, seçici jüri üyelerinden taraf tuttukları için yakınır dururuz. Bu Eurovision Şarkı Yarışması’nda TV karşısında temsilcimiz çıkınca duygulanır, gururlanır daha sonra da oylamalar sonucu sinirlerimiz tavan yapardı. Sebebi mağlum. Tüm Avrupa ülkeleri bizi sevmiyor, komşular şarkılarının kötülüğüne rağmen birbirine oy veriyor. Türkiye’ye bir puanı bile çok görüyorlar. 2003’deki Sertap Erener’le alınan birincilik bizi tavana çıkartmıştı ama her zamanki başarılı olalım hırsı hala sürmekteydi. En sonunda nasılsa birileri çıkıp bu sinir savaşını “Bu yarışmaya katılmıyoruz” cümlesi ile durdurdu ve Eurovision takıntısından kurtulduk. “Hadi bu katakulli oyunları aranızda oynayın da boyunuzun ölçüsünü alın” dedik. Evet Türk vatandaşının bu Eurovision macerası şimdilik sona erdi. Ama hala Avustralya’lıların yaptığı gibi bu işe eğlence babında bakamadık. Birileri böyle algılamamızı istemedi. “En büyük biziz. Bize yenilgi yakışmaz.” etkisinde kaldık.

Bu ülkeye geldiğim günden beri bu yarışmayı burada da izledim. Ama Avustralyalı’nın yaptığı gibi. Ulusal bir sorun olarak değil, eğlence gözüyle. Birbirlerini kayıran ülkelere gülüp geçerek.
Hele bu sene daha fazla ilgi göstererek izledim. Çünkü biz de, hoşgörün Türkiye demek istemedim, yani 35 yıldır yaşadığım Avustralya’da bu yarışmaya 2003 Yılı “Australian Idol” ilk müzik yarışması birincisi Guy Sebastian’la boy gösterdi. Kendisi Malezya doğumlu ve 2003 yılındaki yarışma öncesi de müzikle haşır neşir olan bir Avustralya vatandaşı. Her zamanki gibi bu kez de yarışmaya eğlence gözü ile bakıldı. Hatta kendilerini kayıran ülkelerin ne kadar küçük düştükleri söylenmedi ama ima edildi. Ve en önemlisi, Çifte Bahisçiler arasında bu yarışmada birincilik şansı verildiği halde kazanamayışımız ulusal bir faciaya dönmedi. Gönlüm, katılmayarak Eurovision’u protesto etmeyi devlet meselesi haline getirenlerin daha gerekli konulara odaklanmasını isterdi.

Yaz mevsiminin ikinci ayında buluşmak üzere her şey gönlünüzce sağlık ve sevgi dolu geçsin siz can okurlar.

Anzak
Anzak askerlerinin ölümünün 100. yıl anısına, savaşta yedikleri bisküviler yeniden Avustralya devleti tarafından üretilmiş ve yukarıdaki kutu içinde sunulmuştur..
Ruhun daima şâd olsun büyük devlet adamı Atatürk.

Can anneler, belli olmaz birgün kapınızı çalan bir Anzak olabilir ama olmasa da konuğunuza ikram edeceğiniz çay veya kahvenin yanında aşağıda yazılı olan Anzak bisküvisini yaparsanız bayağı makbule geçer. Tabii ki bu bisküvinin geçmişi adından da anlaşıldığı gibi I. Dünya Savaşı’ndaki Çanakkale Savaşı’na dayanıyor.

Malzemeler: 1 su bardağı un, 1 su bardağı yulaf ezmesi, 1 su bardağı rendelenmiş hindistan cevizi,
¾ kahverengi şeker veya toz şeker, 125 gr tereyağ veya margarin, 2 çay kaşığı bal
2 çorba kaşığı su, ½ çay kaşığı karbonat, lezzet katmak için 1 limon

Yapılışı: Fırınınızı 160 dereceye ayarlayın. Bir kasede unu, yulafı, hindistan cevizini ve şekeri limon ile iyice karıştırın. Bir tavada yağı eritirken bal ve suyu ilave edin. Eriyen yağa karbonatı ilave ediniz. Bu eriği kuru karışıma dökerek bir güzel karıştırın. Karışımı dört beş cm çapında fazla yayılmadan yağlı kağıt serili tepsiye dizip ısınmış fırına verelim. 16 dakika sonra bisküviniz hazır olacaktır.

PAYLAŞ : Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on PinterestEmail this to someoneBuffer this pageDigg thisFlattr the authorShare on RedditShare on StumbleUponShare on TumblrPrint this page