Home Showroom’un penceresinden mobilya sektörüne genel bakış

Bir ülkeyi uluslararası platformda temsil edecek güce ve büyüklüğe ulaşmış bir çok markaya sahip bir sektörün oluşması için uzun bir zaman gerekir. Bir çok zorlu dönemeci içinde barındıran bu süreç; dünyanın hiçbir ülkesinde Yatak, Oturma Grupları, Modüler Mobilya ve Ev Tekstili sektörünün başarısını anlatmak kısa zaman zarfında gerçekleşmemiştir. İşte bu yüzden sektörün markaları; hızlı ve doğru kararlar alıp uygulayan, enerjilerini hiçbir zaman yitirmeyen firmalardır.

+Schlegel_5

1990’lı yıllların sonlarında Home Showroom Dergisi’nin temelleri atılırken; Türkiye’nin en dinamik ve en hızlı gelişecek sektörünün sesini duyurabilecek kalitede ve güçte bir yayının oluşturulmasından yola çıkılmıştı. Daha o yıllarda bugünkü konumlarının sinyallerini veren kuruluşlar; öngördüğümüz gibi, Türkiye ekonomisindeki başrol oyuncuları arasında yerlerini aldılar.

2000 yılında ilk sayısını çıkardığımız Home Showroom Dergisi’nin kimliğini ve içeriğini şu ana başlıkta belirlemiştik: Yatak, Oturma Grupları, Modüler Mobilya ve Ev Tekstili… Biz tanımlamayı; sektörün sürükleyici firmalarının geleceğini görerek, atacakları adımları sezerek oluşturduk. Zira kuruluşlarımız, dünyada benzeri bulunmayan bir yapılaşmaya doğru gidiyorlardı. Dış ülkelerde, ürünler üzerindeki ihtisaslaşma tek bir ürünle sınırlıydı. Yatak üreticisi sadece yatak, mobilya üreticisi sadece mobilya üretiyordu.

Aslında ülkemizde de böyle başlamıştı. Kuruluşlarımız, yaptıkları işe göre unvanlarını belirlemişlerdi. Unvanlarında Döşeme Sanayi, Yatak ve Yorgan Sanayi, Yatak ve Ev Tekstili Sanayi gibi tanımlamalar yer alıyordu. Mobilya üreticileri de ayrı bir kategori içinde değerlendiriliyordu.

Baza ve başlığın bu kuruluşlarda üretilmesi ile başlayan süreç, bugünkü tam entegre mobilya sanayicilerini doğurdu. İşte mobilya sektörü, işte dünyanın en büyük fuarlarından olmaya aday İstanbul Mobilya Fuarı… Biz bu nedenle sektörü; en dinamik, en hızlı gelişen sektör diye nitelemiş ve başlangıçtaki tüm sayılarımızda bu kavramı işlemiştik.

Bugün MOSDER çatısı altında sektörü omuzlayan firmaların, bir dernek etrafında birleşmesi düşüncesi; 26 Ağustos 2000 tarihinde Home Showroom Dergisi tarafından gerçekleştirilen ve sektör temsilcilerinin bir araya gelip kurucu komite oluşturdukları organizasyonda başladı. Açılış konuşmasında yaptığım değerlendirmenin özeti şöyleydi:

“Uzun uğraşlardan sonra gerçekleştirdiğimiz bu organizasyon, büyük ilgi ve heyecanla karşılandı. Gelişen pazar şartları, değişen global dünya anlayışı, artık ciddi bir örgütlenmenin de gereğini ortaya koydu. Bir dernek çatısı altında toplanıp güç birliği yaparak; Yatak, Oturma Grupları, Modüler Mobilya ve Ev Tekstili üreticileri olarak sektörümüzün gelişimini sağlamak, karlılığını ve verimliliğini artırmak, iç ve dış pazar imkanlarını genişletici çalışmalar yapmak ve de artık kendi fuarını düzenleyebilecek ürün çeşitliliğine ulaşan sektörümüzün, kendi fuarını kendisinin yapabilmesini sağlamaktır.”

Toplantıya Yataş adına Nuri Öztaşkın, İstikbal ve Bellona adına Yusuf Boydak ile Nazif Türkoğlu, Altın Yatakları adına Gürhan Kaymakamoğlu, Fierra adına Mahmut Sümer, Mondi adına İzzet Sümer, Doğtaş adına İsmail Doğan, Hasyat adına Hasan Şişman, Liza adına Halil İbrahim Yolcu, Şiteks adına Kani Şişman, Alfemo adına Selçuk Göçmen ve Teleset adına da Süleyman Görgülü katılmışlar ve görüşlerini bildirmişlerdi. Katılımcıların tümü bu adımların atılması gereğini gören ve destekleyen tavırlarını açıkça ortaya koymuşlardı:

Nuri Öztaşkın – Yataş ( 26/08/2000)

“ Belli ki bu derneğin kurulmasına ihtiyaç var. Sorunların çözülmesinde, müşterek hareket etmenin yararı tartışılmaz. Devletle ilişkiler, dernek kanalı daha rasyonel hale getirip, taleplerimiz karşılanabilir. Navlun ücretleri buna bir örnektir. Derneğin etkin çalışması için profesyonel düşünmek, iyi organize olmak gerekir. Biz her türlü desteğe hazırız. ”

Yusuf Boydak – İstikbal & Bellona (26/08/2000)

“ Böyle bir girişimi, Merkez Çelik olarak destekliyoruz. Dernek kanalı ile yurt içi ve yurt dışı ilişkilerimizin daha sağlıklı ve doğru yürütüleceği düşüncesindeyiz. Hammadde konusunda müşterek çalışmaların yapılması da faydalı olacaktır. Sektörümüzün daha etkin tanıtımında da yararı tartışılmazdır. “

İsmail Doğan – Doğtaş (26/08/2000)

“ Böyle güzel bir ortamda, sektör olarak bizi bir araya getirdiği için Sn. Kemal Şensoy’a teşekkür ediyorum. Daha önce de bu tür girişimler olmuş, ancak neticelenmemişti. Biz derneğin ivedilikle kurulması taraftarıyız. Yatırım problemleri, hammadde konuları, piyasayı disipline edebilmek gibi konularda sonsuz yararına inanıyoruz. İstatistik bilgilerin yetersizliği zaten ortada… Sağlıklı veriler alamıyoruz. Sorunların tartışılması, masaya yatırılıp çözülmesi için, dernek gerekli… “

Mahmut Sümer – Fierra (26/08/2000)

“ Öncelikle Sn. Kemal Şensoy’u kararlı mücadelesinden ötürü kutluyorum. Türkiye’de insanları bir araya getirmek kadar güç bir iş yok. Ciddi organizasyonlar yapılmasından yanayım. Öncelikle adını koymamız gerekiyor. Biz ne ile rekabet edeceğiz? Birbirimiz ile rekabet halindeyken, iş birliği yapabilecek miyiz? Batının Türkiye dışında bir yapılanması var. Kim kime ayak uyduracak? Bunların adlarının kesin konulması gerekiyor…”

Halil İbrahim Yolcu – Liza (26/08/2000)

“ Dernekleşme konusunda diğer konuşmacılara katılıyorum. Çok faydalı olacaktır. Sektörü korumak açısından, hammadde problemini çözmek ancak dernekle mümkün olabilir. Ayrıca uluslararası fuar organizasyonları, gerek firmaların bu fuarlara katılımı açısından ve gerekse sektörün uluslararası bazda tanıtılması açısından yararlı olacaktır. Biz bu girişime her türlü desteği vereceğiz”

Gürhan Kaymakamoğlu – Altın Yatakları (26/08/2000)

“ Derneğin kurulmasında yarar görüyorum. Ancak, dernek kuruldu diye bu sektörün bütün dertleri halledilecek anlamında bakmamak lazım. Ama yinede bugün bir derdi anlatmak için bir tek Altın’ın gitmesi başka, sektörün derneğinin gitmesi başka olacaktır. Arkasındaki güçle, derneğin kurtarabileceği çok şey vardır. İsmail Bey’in de dediği gibi; Türkiye’de üretim istatistikleri hakkında hiçbir şey bilmiyoruz. Ama yabancı alıcılar rakamlara önem veriyor. Bu açıdan da derneğin yararlı olacağını düşünüyorum. “

İzzet Sümer – Mondi (26/08/2000)

“ Dernek çok yararlı olacaktır. Diğer görüşlerin tümüne katılıyorum. Eskiden olduğu gibi vadeler 3 ay mı olsun 4 ay mı? Ya da yatak kenarı çemberli olsun mu olmasın mı? Bunları geçtik artık. Daha ciddi sorunları çözmemiz gerekiyor. TSE standartlarında saçma sapan şeyler var. Bir çok ihale var önümüzde… Bu standartlarla ilgili çalışmalar yapılması lazım. Ben dernekleşme çabasını olumlu karşılıyorum. “

Süleyman Görgülü – Teleset (26/08/2000)

“ Teleset olarak bu girişime destek veriyoruz. Faydalı olacağı konusunda hiçbir tereddüdümüz yok. Dernek problemlerin tartışılarak çözülmesini sağlayabilir.”

Kani Şişman – Şiteks (26/08/2000)

“ Biz hammaddeci olarak, böyle bir derneğin kurulmasında ve içinde bizim gibi kuruluşların da yer almasında fayda görüyoruz.”

Hasan Şişman – Hasyat (26/08/2000)

“ Biz Hasyat olarak sektörde yeniyiz. Sektörün gelişmesi eğitilmesi açısından, dernek faydalı olacaktır. Destekliyoruz.”

Selçuk Göçmen – Alfemo (26/08/2000)

“ Alfemo olarak bu girişimi destekliyoruz. Faydalı olacaktır. Şirketimizi bundan böyle dernek toplantılarında, genel müdürümüz Ramazan Davulcuoğlu temsil edecektir.”

O toplantıda tüm katılımcılar sektörün geliştiğini ve hızla ilerlediğinin altını çizmişler ve dernek çatısı altında bir araya gelmenin kaçınılmaz olduğunu söylemişlerdi. Bugün, yani tam 6 yıl sonra; sektör kendi fuarının ikincisini düzenliyor ve kendi çatısı altında mobilya sanayisini yarınlara taşıyor.

Eğer bir sektöre gönül verdiyseniz ve gelişimin hep içinde yer aldıysanız, gelecekte nasıl bir noktada olabileceğini tahmin etmek güç olmuyor. 1962 yılında Cennet’in ilk yaylı yatak üretimi ile başlayan bu yolculuk; 1967’de İdaş‘ın fabrikasyon yatak üretimini hayata geçirmesi ve 1972’de pazarlama teşkilatını kurması ile ilk sinyalleri vermiştir. 1975’te Yatsan’ın üretime başlaması, 1980’de Mekan’ın geniş çaplı reklam kampanyaları ile yaylı yatak pazarına getirdiği dinamizm, 1987’de Yataş’ın mağazacılık sistemi ile bambaşka bir noktayı işaret etmesi ve 1988’de Boydak ailesinin İstikbal markası ile çekyatı hayatın vazgeçilmezleri arasına sokması; bugün sektörün ulaşacağı noktanın en belirgin göstergeleri olmuştur.

Home Showroom Dergisi; tüm kuruluşlara aynı mesafede kalabilme yeteneği, tarafsız ve doğru yayıncılık anlayışı, sektörün zararına olacak her girişime karşı aldığı etkin ve kararlı tavır ve gelişimine yönelik sağladığı tüm kararlarla; Yatak, Oturma Grupları, Modüler Mobilya ve Ev Tekstili sektörünün sesi olmayı başarmıştır.

Bugüne geldiğimizde ise sektörün dinamizminin yeni yollarda ve giderek artan bir heyecanla akmaya devam ettiğini görüyoruz. Bu gelişimi de başladığı andan itibaren yakalayan Home Showroom; Aralık 2003 itibariyle son tüketiciye daha etkin ulaşacak bir formata büründü. Bir “ ev yaşam” dergisi olarak yapılanmasını genişleten derginin yürüdüğü yol, bugün sektörün yürüdüğü yol ile paralelliğini sürdürüyor.

Yatağın yanına ev tekstiline, ardından oturma gruplarını ve modüler mobilyayı ekleyerek büyüme trendine başlayan sektör firmaları; bugün aksesuardan halıya, mutfak ve banyo mobilyalarından perdeye kadar, bir ev için gerekli tüm eşyaları showroom’larına taşımaya başladılar. Tıpkı Home Showroom’un sayfalarında olduğu gibi… Yakında mobilya markaları olarak bildiğimiz bu dev kuruluşların beyaz eşya, elektronik gibi diğer ev ürünlerine girmeyeceklerini kimse söyleyemez. Tıpkı yine bugün Home Showroom’un sayfalarında olduğu gibi…

Mobilyayı bambaşka bir alana taşıyan bu sektör, ev yaşamına ne denli hakim olduğunu zaman içinde bir çok kere gösterdi. Yine göstermeye devam edecek. Tıpkı Home Showroom gibi…

PAYLAŞ : Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on PinterestEmail this to someoneBuffer this pageDigg thisFlattr the authorShare on RedditShare on StumbleUponShare on TumblrPrint this page