Global “babayiğitler” çöküşe izin vermeyecekler!

yasamdanKapitalizm; kendisini içten içe kemiren hastalıklı dişlilerini değiştirme yolunda hızlı adımlar atan bir sistem… Şu an yaşadığımız global krizde de bu açıkça görülüyor. Büyük Şef Obama; dünyanın önde gelen diğer kabile şefleri ile birlikte, daha insani bir kapitalizmin çalışmalarına başladı bile… Karl Marx’ın Capital’i şeflerin başucu kitabı olurken, dünyanın tüm işleyişini belirleyen ve adı “para” olan dev de yeni formatını almaya hazırlanıyor. Ancak yenilenen sistem, değer yargılarını da yeniden sorgulayan, ısrarla büyümeye devam eden, açlığı dinmeyen bir dev olacak. Bu dev, açlıktan ölmeyi göze alamayacak ve bu yüzden kriz de sanıldığı kadar uzun sürmeyecek.

Anadolu topraklarında paranın icadı ile başlar; ticaretin ve ekonominin dünya düzenine el atması… Tarihi kayıtlar; Lidyalıların M.Ö. VII. Yüzyılda madeni parayı icat ettiklerini söylüyor. Bence Lidyalıları takdire şayan kılan, parayı icat etmelerinden çok, etkileştikleri tüm toplumlara bu icatlarını kabul ettirme becerileridir. Bugün geldiğimiz noktada, tüm dünya düzeninin paranın çevresinde dönmesinde, Lidyalıların bu şaşırtıcı “halkla ilişkiler” çalışmasının izleri yatıyor.

Gelişen zaman içerisinde dünya ticaretini ve ekonomiyi şekillendiren bir çok olay olmuş. Bronz çağı ile birlikte kalayın değer kazanması, bu çağın en güçlü toplumlarından birinin Keltler ya da Galyalılar olarak bilinen halk olmasını sağlamış. Keltler üstün işçilik yetenekleri ile bu çağın en ünlü işlerine imza atmışlar ve daha da önemlisi, üstün ticari bilgileri ile o dönemlerde ulaşılabilen her yere kalay satmayı başarmışlar. O zamanların güçlü toplumları olan Sümerler, Mezopotamya halkları, bu yeni gücü benimsemişler ve ticaret yapmışlar.

+borsa-2

Tarih, bunun benzeri bir çok olayı anlatıyor. Yüzyıllarca kullanılan İpek Yolu, uluslar arasındaki iletişimin baş rol oyuncularından olmuş örneğin… Bu yol üzerinde çıkan egemenlik savaşları, şimdilerde o coğrafyada yerleşik ulusların geçmişlerini oluşturmuş. Magellan, Kristoph Colomb gibi kaşifler de sadece sıkılıp hava almak için çıkmamışlar yola elbette… İşin ucunda yeni topraklar, yeni kaynaklar varmış. Zamanın kral ve kraliçeleri de bu nedenle altınlar vermiş yolculukları finanse etmek için. Bir anlamda “kaz gelecek yerden tavuk esirgenmemiş”…

Dünya tarihine baktığınızda, savaşların sebepleri hep daha güçlü, daha zengin olmak hırsımız değil mi zaten? İnsanlık tarihinin ardı ardına yaşadığı iki büyük dünya savaşından sonra, savaşmak zor hale getirilmiş, yine insanlarca… Böylesi büyük bir kıyımın onca yüzbinlerce cana mal olmasının yanında, çok ciddi ekonomik maliyetlerinin de ortaya çıkması ve savaşlar sonrasında ülkelerin çok zor toparlanması, bu kararların altında yatan önemli sebeplerden biri…

Çok değil bir yüzyıl öncesinde “Üzerinde Güneş Batmayan İmparatorluk” adıyla nam salan İngiltere; şimdilerde bir ada devleti olarak kendi topraklarında yaşıyor. O zamanlarda dünyanın her yerinde sömürgesi olan Birleşik Krallık, bugün coğrafi olarak bir adaya sıkışmışken; yani kağıt üzerinde onca gelirden olmuş gibi görünüyorken, nasıl hala bu kadar güçlü peki?
ABD’ye bakalım isterseniz. Yine birkaç yüzyıl öncesine dek ortada böyle bir devlet yokken, kökleri yüzlerce yıla yaklaşan uluslar arasından nasıl olup da sıyrılarak “süper güç” olabiliyor? Ya Almanya? İki büyük dünya savaşının başrolündeki bu kötü adam, nasıl olup da dünyanın en saygın devletlerinden biri konumuna gelebiliyor? Üstelik son savaşın üzerinden daha henüz 70 yıl geçmemişken? Bir de Çin mevzusu var son yılların ekonomik gündeminde… Dünyanın en eski kültürlerinden birine sahip olan bu köklü devlet, barut dahil bir çok icadın çıkış noktası ve bir çok felsefi öğretinin beşiği Çin, nasıl oluyor da daha yeni yeni ekonominin güçlü oyuncusu konumuna geliyor? Üstelik dünya nüfusunun hatırı sayılır bir bölümünü topraklarında barındırdığı halde?

İnsanlık tarihinin; paranın icadından bu yana geçen her evresinde var olan kesin bir gerçek var: Dönemin süper güçleri, işleyen ekonomiye dayalı ve karlılık getiren sistemin çökmesine asla izin vermemişler. Ama işte bu babayiğitler, zamanla güçlerini yitirmişler ve yok olmuşlar.

Günümüz babayiğitlerinin, eskilerinden en önemli farkı; kendi güçlerini yitirmemek ve yok olmamak için ekonomiyi sürekli ellerinde tutmaya özen göstermeleri… O yüzden ABD diye bir güç var. O yüzden güneşin batışını gören İngiltere hala çok güçlü… Ve o yüzden tüm dünya ekonomisini 2 kere çökerten Almanya, şu an en güçlü ekonomilerden birine sahip…

Bir düşünün… Babayiğitliğini pekiştirmek istemese ya da kaybetmekten korkmasa; ne işi var okyanus ötesinden gelen ABD’nin Afganistan, Vietnam, Kuveyt, Irak gibi topraklarda? İngiltere neden savaşır ki Arjantin’e neredeyse yüzme mesafesindeki Falkland adalarının hakimiyeti için Arjantin ile?…

Bugün global anlamda bir kriz yaşanıyor. Ekonomik sistem kırmızı alarm sesleri ile her geçen gün sarsılmaya devam ediyor. İşte bu kriz; kanserli bir hücre gibi, ABD topraklarında boy gösterdi ve etkileri tüm dünyaya yayıldı kısa zamanda… Batan şirketler, kurtarılan dünya devleri, finans babaları ve daha neler neler… Sistem, kapitalist sistem… Kapitalist anlayış, kendi ipini çekemeyecek kadar para odaklı çalışır. Paranın getirdiği güçten de asla vazgeçemez. O halde bu global anlayış ne yapacak? Elbette kendi sisteminin bozulan çarklarını, çok ama çok kısa zamanda eski şekline getirmek zorunda kalacak. Hatta bu süreç hemen başlatıldı bile…

Sistemdeki tıkanıklığı fark eden ABD, ekonomik tedbirlerin yanı sıra yeni liderini de buna göre seçti. Obama, bu yenilenmenin simgesi oldu. Kapitalist sistemin revize edilmesi gerekiyordu. Sistemin temel yapısını oluşturan “para”, artık başka bir dünya oluşumu içinde “kurtarıcı para”ya dönüşmek zorunda kalacak. Sistem, temelini “insani” olarak yeniden yapılandıracak. Kapitalizmin dev devletleri, dev kuruluşları, dev anlayışları daha bir “insan” olacaklar… Eminim ki bu devler, Capital’i şimdiden başucu kitabı haline getirmişlerdir. Karl Marx, kapitalizmin yeni yorumunda önemli bir yere sahip olacak.

Yaratılan canavar; kendini yemeyecek kadar akıllı, çıkarlarını bilen, tecrübesini artık olgunlaştırmış bir durumda. Kendisinde olan “yetmezlik” güdülerini, bu şartlar içinde daha da geliştirmek isteyecektir. Bunun da tek yolu sistemi revize ederek, daha büyük dünyalara açılmaktır. O halde sistem, daha büyük zararlara uğramamak adına, çok kısa bir sürede bu kanserli bölgeyi kesip atacak, doymak bilmez yepyeni bir bedenle, daha da “dev” olma yoluna girecektir.

Sonuca geldiğimde; sistemin doğası nedeniyle, korkulacak bir yön olmadığını görüyorum. Biz de bu ana sistemin küçük bir parçası olarak; sisteme ayak uyduracak planlamalar, revizeler yapmak, yeni deve hazırlıklı olmak zorundayız.
Onun için Türk sanayicileri korkmasın, ancak “Yeni Büyük Dev”e hazır olsunlar. Çünkü bizi artık daha da aç bir dünya bekliyor.

PAYLAŞ : Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on PinterestEmail this to someoneBuffer this pageDigg thisFlattr the authorShare on RedditShare on StumbleUponShare on TumblrPrint this page