Düş Kasabası…

+bahce

Şöyle güzel bir düş kursak diyorum.

Yazamadığım ayların acısını çıkarmak için.

Bu zamanlarda çok çok şeyler olmuş ve ben size yazmamışken ve şu an hiç onları yazmak istemezken, sadece güzel ve güneşli bir düş kursak.

Güneşten sizler bıktınız ben özledim tabi yine iki yazdır olduğu gibi.

Her şeyi bırakıp gidesim var bu günlerde.

Daha çok bu şehri ya da yağmurları bırakıp gidesim belki de.

Aslında sadece basitleşmek istiyorum.

Daha sade bir hayat. Daha güneşli, daha yeşil, daha çok kuşlarla dolu.

Daha çok aslında ne yaptığını bilen insanlarla dolu.

Daha çok aslında birbirini seven, bir olmayı seçmiş insanlarla dolu.

Eskiden anlamazdım büyük iş adamları emeklilik hayallerinde hep benim gibi daha sade, daha basit bir hayat hayal ettiklerini söylerlerdi röportajlarında.

Bende burun kıvırırdım, adama bak madem o hayatı istiyorsun, niye şimdi bunları yapıyorsun diye.

Her şey sırayla yapılıyor galiba.

Kalabalıklaştıkça sadeleşmenin değerini anlıyoruz.

Ege kıyılarında hani hep hayalimdeki büyük bahçeli ev var ya.

Yine oraya bağlandım.

Ev de büyük, bahçesi de…

Orada yaşıyormuşuz mesela. Teknolojiden mahrum kalmamış ancak hiç doğallığını bozmamış bir kasaba olsun burası.

Gürül gürül akan nehirleri,

Koyunları, kuzuları, bir de ördek yavruları olsun, bir de en arkada yürüyen çirkin ördek yavrusu.

Büyük-ulu-bilge çınarları,

Salkım salkım söğüt ağaçları olsun.

Sabahları erkenden uyanan insanları, bahçesini sulayan, yeni Kasımpatıları diken komşuları olsun.

Bu komşular çiçekler tomurcuk açtı diye kutlama yapacak kadar ilginç olsun.

Ama herkes birbirini koşulsuz çok seviyor olsun.

Herkes biraz kaçık, sürprizlerle dolu olsun.

Bu kasabada herkes ama herkes, sadece ama sadece sevdiği işi yapıyor olsun.

Bazı kişilerin haftada bir iki gün o çok sevdikleri işlerinden bile kaytarma bonusları olsun.

Sanat kursları gani gani olsun.

Her şey parayla değil takas sistemine bağlı olsun.

Bir koyun verene bir ay EBRU sanatı öğretecek bir gönlü zengin olsun.

Sonra cam ustaları olsun.

Kalay ustaları olsun.

Tahta kaşık ustaları olsun.

Seramik fırınlamayı bilen birileri olsun.

Sonra takunya ustaları olsun.

Peynir ustaları olsun.

Şamanlar olsun.

Akşamları şenlik ateşi yakılsın, her gece bir bilge şaman bize muazzam bir hikaye anlatsın..

Sabah olsun.

Ohhh mis gibi güneş açsın.

Çilek toplayayım bahçeden, ya da yoldan geçen biri olsun, o günün çileklerini vermek için beni seçmiş olsun. Her şeyin bir anlamı olsun, hiçbir şey tesadüf olmasın.

Reçel yapmayı öğrenmek o günkü meşgalelerimden biri olsun.

Reçellerimi güneşte kurutayım, ikide bir gidip karıştırayım, olmuş mu diye kaşığın ucuyla tadına bakayım.

Sonra onları ağzı kırmızı beyaz pötikareli kumaşla kaplı kavanozlara doldurup seyrine dalayım. Kendimle gurur duyayım.

Sonra erikler çürümesin diye komposto yapayım.

Sonra nazar boncuğu boyayayım.

Sıkılınca gidip bahçeye çit yaptırayım onları koyu yeşil -nefti- ye boyayayım.

Çocuklarım olsun onlara ördek yavruları nasıl büyür, paytak paytak nasıl yürür, ne yedirilir anlatayım.

Çatıya kuşlar yuva yapmış olsun, tek derdim seneye tekrar gelip gelmeyeceklerini düşünmek olsun.

Çimlerde yalınayak koşturalım, oyunlar oynayalım, uzun uzun esneyelim, öğle uykusuna yatalım, uyanalım uzun uzun gerinelim.

Akşam üstü olsun.

Bahçedeki büyük tahta bahçe masasına bembeyaz, kar gibi bir örtü sereyim.

Koyu yeşil kumaş peçeteler koyayım. Hatta peçete kenarlarını ben işlemiş olayım.

Sandalyeleri de tahta olsun, ama hepsini rengarenk elceğizimle boyamış olayım.

Masayı donatayım.

Deniz börülcesi-taze fasulye-semiz otu-barbunya pilaki-közde patlıcan-domates soslu, sarımsaklı yoğurtlu kızartma-sigara böreği-antep ezme mezelerimiz olsun.

Güveçte karides ve asma yaprağına sarılı balık ızgara ana yemeğimiz olsun.

Efe Yeşil Üzüm Rakımız olsun.

Bol bol meyvemiz kavunumuz karpuzumuz olsun.

Oh…

Bir de şamdanlarımız olsun.

Akşam olsun. Tüm dostlar gelsin.

Bu masa çoook çoook büyük bir masa olsun. Bol bol kahkaha olsun, her bir şeye kikirdeme yarışı olsun.

Hep bir ağızdan “Gülünce gözlerinin içi gülüyor. Kendimi senden alamıyorum” şarkısını söyleyelim.

Sonra biraz serin olsun. Ben size içerden şal mal bir şeyler getireyim.

Gitmişken müziğin sesini de açayım.

Oh sefamız olsun!

PAYLAŞ : Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on PinterestEmail this to someoneBuffer this pageDigg thisFlattr the authorShare on RedditShare on StumbleUponShare on TumblrPrint this page