Başarılı 1 Marka/Yönetici

basarili

Çilek Yönetim Kurulu Üyesi Talha Çilek: 

“İnovasyon, bugünün ve geleceğin önemli Çilek uğraşları arasında”

TALHA-ÇİLEK-(2)

Bu ayki konuğumuz Çilek Mobilya’nın ikinci kuşak isimlerinden Yönetim Kurulu Üyesi Talha Çilek… 1981 doğumlu olan Talha Çilek evli ve bir kız çocuğu var. Çilek’te çalışmaya 2006 yılında, Bilkent Üniversitesi İşletme Fakültesi’ni bitirdikten ve ABD’de bir süre eğitim aldıktan hemen sonra başlamış. İşin mutfağından yani İnegöl fabrikadaki üretimden başlayan bu süreç, satın alma, finans gibi bölümlerde de devam etmiş. Sonrasında İstanbul’a gelmiş ve markanın Turquality çalışmalarının başlamasıyla birlikte oldukça yoğun bir temponun içine girmiş. Çilek’in mobilya sektöründe bu programa başvuran ve 2008’de bu belgeyi alan ilk marka olmasının da ayrı bir önem taşıması nedeniyle hızlı ve yorucu bir sürecin içinde bulmuş kendisini. Bu proje ile birlikte başlayan koordinatörlük oryantasyonu; Turquality programının sıkı denetimi ile eksik projelerin tamamlanması, uluslararası projeler oluşturulması gibi zorlu çalışmalarla devam etmiş. Ardından pazarlama departmanına yoğunlaşmış ve markanın kimliği, duruşu, tanıtımı gibi konulardan sonra satış ve ihracat konuları ile de ilgilenerek, son noktada Çilek’in Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyeliği’ne gelmiş. Özellikle fotoğraf çekmeyi çok seven ve dünyanın birçok ülkesinden son derece etkileyici kareler yakalayan genç ve başarılı yönetici Talha Çilek ile Çilek Mobilya’yı ve geleceği konuştuk.

- Çilek Mobilya’da ikinci kuşağı temsil ediyorsunuz. Çocukluğunuzdan bu yana çocukların ve gençlerin hayallerini süsleyen bir markanın içinde büyümek nasıl bir duygu?

Çilek Mobilya 1996 yılında kurulduğunda, ben de 15 yaşlarında bir gençtim ve markamız zamanla gençlerin odalarına yönelik tasarımlarla adından söz ettirmeye başladığında, ben de bir genç olarak farklı heyecanlar duyduğumu belirtmeliyim. O yıla dek mobilyanın birçok alanında üretim yapan bir aileydik ama genç ve çocuk odalarına giriş, bir anlamda benim dünyama da giriş gibi bir şeydi. Aslında 1996 yılından önce yani çocukluk dönemimde kendi odam vardı ama daha ortada Çilek Genç Odası diye bir kavram olmadığı için benim çocukluğum da böyle güzel tasarımlarla dolu geçmedi. Bildiğiniz klasik, sıradan bir çocuk odasıydı.

- Neden çocuk ve genç odası üzerinde bir uzmanlaşmaya gidildi? Tüm mobilya gruplarına bakıldığında, pastanın en küçük dilimine odaklanmak gibi görünmüyor mu?

Bu sorunuza yanıt vermek için o yılları çocukluk ve gençlik anıları ile birlikte hatırlamak lazım. Kuruluş yılı olan 1996’da Türkiye’de çocukların önemli bölümü çekyatlarda yatıyor, yemek masalarında ders çalışıyordu. Kendilerine ait bir odayı geçin, bir gardıropları bile yoktu. Ben, kendi odası olan şanslı bir çocuktum ve hatırlıyorum, arkadaşlarımın çoğunun bir odası yoktu. Çocukların kendilerine ait bir oda ve eşyaları olması gerçek bir ihtiyaçtı ancak gerek evlerin yapısı ve gerek o zamanların ev yerleşim kültürü, böyle bir oluşuma yakın değildi. Düşünün ki 2 oda 1 salon evde salon dediğiniz yer misafir odasıydı. Odalardan biri anne ile babanın yatak odası oluyor, diğeri de gündüzleri “oturma odası” olarak kullanılıyordu. Ancak aynı zamanda Türk halkının da bilinci artıyor, çocuklarını yetiştirme alanında daha çağdaş bir yola doğru ilerliyorlardı. Çilek; bu gelişimi zamanında yakalayıp bu alana yatırım yapmaya karar verdi. Kısa süre içinde de gördük ki misafir odası kavramı ortadan kalkmaya, salonun gerçek kimliği yerine oturmaya başladığında, çocuklar ve gençler de hakları olan odaya kavuşmaya başladı.

Ancak mobilya markalarının yavaş yavaş, soran olursa yok demeyelim diye üretmeye başladığı genç odaları; ebeveyn odalarının ölçü olarak biraz küçüğünden ibaretti ve ağır, sıradan birkaç modülden oluşuyordu. Çilek olarak ilk andan itibaren bu odaya tematik, özel tasarımlar içeren, çocuk ve genç ruhundan anlayan, rengarenk modeller ile eğilmeye başlama kararı aldık. Onların odalarıydı ve onların dünyalarına seslenmeliydi. Evet haklısınız, genç ve çocuk odası mobilyası, mobilya sektöründeki kalemlerden sadece biri ve biz sadece bu alanda uzmanlaşmaya karar verdik. Amacımız gerçek anlamda bir dünya markası yaratmaktı. Çünkü daha işin başındayken bildiğimiz bir gerçek vardı: Türkiye’de sektör lideri ve en güçlü marka olduğumuzda bile yurtdışında ciddi bir marka olmadan devler liginde olamayacaktık. Yani çıkışımızdaki amacımız zaten dünyada Çilek diye bir marka olarak bilinmekti ve tüm zorluklarına rağmen bu işe soyunduk. Daha ilk günlerden itibaren AB standartlarına, güvenlik standartlarına, çevreye duyarlılığa uygun, dünya normlarında üretim yapacak bir yapılanmaya giriştik ve ihracatta en sıkı denetimleri yapan ülkelerin bile normlarına uygun tasarımlar geliştirecek bir yapılanma içine girdik. Bugün geldiğimiz noktada Çilek markasını dünyanın hemen her ülkesinde çocukların sevdiği bir marka haline getirmeyi başardık.

- Tüm dünyada sevilen tasarımlar oluşturmanın anahtarı nedir peki? Ülkelerin kültürleri, alışkanlıkları; koleksiyon oluştururken sizi zorlamıyor mu?

Aslında özellikle çocuklarla iletişim kurma konusunda ülkelerin kültürleri ikinci planda kalıyor. Çünkü çocukların dünyaları çok farklı ama hemen her çocuğun dünyası çok benzer kavramlar içeriyor. Hayal gücü, eğlence, merak, keşfetme, dünyaya sınırsız bir pencereden bakabilme gibi kavramlar ne yazık ki büyüdükçe sınırlanan şeyler. Çocukların ve gençlerin dünyası hep daha sınırsız, daha üretken olmuştur. Büyüklere göre mobilyalar yapıyor olsaydık, birçok farklı coğrafi bölgeye göre özel tasarımlar geliştirmek zorunda kalacaktık. Ama çocukların özgür ve masalsı dünyası, hemen her coğrafyada aynı sınırsızlıkta, aynı renkli çerçevede. Ancak elbette tüm dünyadaki çocukların genel gelişimini ve zevklerini de yakından takip etmek gerekiyor. Biz Çilek olarak sadece dünyanın belli başlı fuarlarına giderek bu gelişimi izlemeyi yeterli görmüyoruz. Çocuklarla ilgili her şeyi takip ediyoruz. Örneğin biz şu an konuşurken, tasarımcılarımız Paris Disneyland’deler ve çocukların dünyasının içindeler. Hatta bu üçüncü gidişleri Disneyland yenilenmedi ama çocukların dünyaları genişliyor, yeni heyecanlarla tanışıyorlar. O vizyonu yerinde görmeleri gerekiyor. Keza Legoland’e ve Japonya’daki, ABD’deki Disneyland’e de düzenli olarak gidiyorlar.

Dünyadaki oyuncak fuarlarına da katılıyoruz ya da ziyaret ediyoruz. Yani mobilya üretiyoruz diye bakmıyoruz olaya. Tasarımlarımız, tematik çalışmalarımız; çocukların dünyasına sadece bir karyola, bir gardırop üretmek ile sınırlı değil ve olamaz da… Eğlenceleri, eğitimleri, beklentileri, psikolojileri, gelişimleri ve daha birçok kavram, işimizin ayrılmaz parçası durumunda. Trendleri takip ediyoruz ama lisanslı ürünleri kullanmıyoruz. Yani çocuklar Spiderman takip ediyor diye Spiderman lisanslı tasarımlar yapmıyoruz. Kendi tasarımlarımızla, onlara kendi dünyalarına seslenen, daha kişiselleştirebilecekleri, özgün alanlar sunuyoruz. Lisanslı tasarımlara karşıyız demiyorum belki ilerde bunu da kendimize göre yorumlarız, bilmiyorum. Ama asıl isteğimiz; çocuklarla Çilek arasında bir diyalog sürdürmek. Bunu da en iyi kendi özgün tasarımlarımızla hayata geçiriyoruz. Erkek çocuklarının arabalarla ilgili bir eğilimi varsa kendi arabamızı, kız çocuklarının prenseslerle ilgili bir eğilimi varsa kendi masalsı dünyamızı yaratıyoruz.

TALHA-ÇİLEK-(3)

- Koleksiyonlarınızda sadece mobilyalar yer almıyor. Bir tema oluşturduğunuzda bunu aksesuardan aydınlatmaya, perdeden halıya dek her ürünle tamamlayan bir çizgi geliştirdiniz. Bu aşamalar hakkında neler söyleyebilirsiniz? 

Biz sadece çocuk ve genç odası ürettiğimiz için, tüketicimize ulaşırken “Çilek Odası” diye bir terimi rahatlıkla kullanabildik. Mobilya markaları da çocuk ve genç odaları üretiyor ancak onlar genel olarak “genç odası” diyor. Bizim tek işimiz bu ve uzmanlığımız da bu olduğundan, tüketicimiz Çilek Odası kavramını benimsiyor. Tüketicimiz odasını sadece mobilya odaklı olarak algılamıyor. Doğal olarak biz de algılayamayız. Örneğin ilk tematik ürünlerimizden olan ve günümüzde hala birçok taklidine de rastladığınız araba yatak konseptinde, bu konsepte uygun çalışma masası da yaptık. Bu masada göstergeler, cam, ayna gibi detaylar kullandık, eğlenceyi de öne çıkardık. Son temalarımızdan biri olan First Class serimizde uçakları konu aldık ve hemen her detayı ile çocuklara uçaklardaki first class uçuş deneyimini odalarında yaşama olanağı sunduk. Yanında iki motoru, deri koltukları, USB portu, uçuş sırasındaki ışığı ile her detayı entegre ettik. Aksesuarlar ise bu yaratmak istediğimiz temanın ayrılmaz parçaları. Çocukların odalarına böyle ince düşünülmüş bir temayı konumlandırırken sıradan bir aydınlatma, yere öylesine atılmış bir halı ya da alakasız bir perde; mekanın bütünleşmesine izin vermiyor. Bu yüzden dileyen herkese odalarını tamamlayabilecekleri bu yardımcı ürünlere de ulaşmalarını sağladık. Uçak temalı bir odaya uçak temalı bir aydınlatma ya da perde, halı gibi ürünler bulmanız çok zor. Tüketicimiz için biz bunları ürettirerek, üretimde de her aşamayı kontrol ederek, diledikleri odaya ulaşmalarını sağladık.

- 2015 yılı ve sonrasında Çilek mağazalarında nasıl yenilikler bekliyor bizi?

Çocuklara yönelik tematik ve özgün yaklaşımlarımız devam edecek. Yıl boyunca yeni tasarımlarımızı ardı ardına vitrinlere taşıyacağız. Gençlere yönelik de tematik tasarımlarda adımlar atmayı planlıyoruz. Ürün grubumuzda yer alan Mocha gibi unisex tasarımları çeşitlendirmek ve erkekler ve kızlar için daha belirgin modeller üretmek gibi düşüncelerimiz var. Her ne kadar fabrikasyon üretim yapan bir marka olsak da tasarımlarımız butik anlayışı ile şekilleniyor. Aksesuar grubunda da aynı butik anlayışta ilerliyoruz. Hemen her tema için bebekten gence kadar tüm müşterilerimize, düşlerindeki odayı yaratabilecekleri mağazalarla ulaştık. Bundan sonra da bu çizgimizi geliştirerek ilerleteceğiz. Özellikle inovasyona daha ağırlık vereceğiz. Ar-Ge olarak yürüttüğümüz çalışmaları genişletmek ve konseptler üzerinde malzemeden dokuya her alanda yenilikler yaratmak, bugünün ve geleceğin önemli Çilek uğraşları arasında olacak.

 

PAYLAŞ : Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on PinterestEmail this to someoneBuffer this pageDigg thisFlattr the authorShare on RedditShare on StumbleUponShare on TumblrPrint this page