Baby is coming !!!

Baby is coming !!!

Bir yıldır söylüyordum. Aşkım, sence bizim bir gün bebeğimiz olacak mıııı? Sence güzel olmaz mı? Onunla oynasak, sımsıcak sarılsak. Hep soru soran bir bücür olsa evimizde?

Hayatımızda her şey tamdı bir o eksikti artık. Bir de o duyguya bakmak istiyordum. Çıtır bir anne olmak, hem güzel, hem fit, hem harika bir çocuk, hem harika bir eş. Fotoğrafta her şey mükemmel. Sevgilim sürekli erteliyordu. Haklıydı aslında. O baba olmak için çok genç, ben anne olmak için tam vaktindeydim. Zaten ayda sadece bir gün tutturulan bir şeydi ve biz yine bir yıl daha ertelemiştik.

Etrafımdaki herkes patır patır ya hamile kalıyor ya doğuruyordu bu arada. Sıkıcı bebek muhabbetlerinden fenalık gelmişti. Tüm arkadaşlarım sanki hiç bekar ve çocuksuz yaşamamışlar gibi her an çocuklarını ya da hamileliklerini anlatan birer ev kadınına dönüşmekteydiler ve bu durumu ben oldukça sıkıcı bulsam da 32 yaşında bir kadın olarak treni kaçırıyor muyum korkusunu duymadan yaşayamıyordum. Anladık sevgilim baba olmaya hazır değildi. Peki ben anneliğe hazır mıydım?

Ayrıca ya bebeğimiz olmazsa? Ya hamile kalamayan biriysem. Herkesin başına geliyor benim niye gelmesindi? Annem her telefonda hamile olup olmadığımı soruyordu ve her iki günde bir hamile kalmanın imkansız olduğunu hatırlatmaktan bunalmıştım.

Sonra bir gün zaman doldu. Korka korka bir iki denemeden sonra bir gün aslında hiç ummadığım bir zamandı. Adet olmayı bile bekleyemeden testi yaptım.

Saat sabaha karşı 5 idi ve ben meraktan uyuyamıyordum birkaç gündür. İki çizgi oluştu testin üstünde. Elim ayağım boşaldı sanki, ben hamile miydim? Ne yapacaktım şimdi? Hadi bakalım olsun olsun diye deliriyordum ne zamandır işte olmuştu, bu gerçekle nasıl başa çıkacaktım şimdi? Testi çantama sakladım, düşünmek için. Usulca gidip sevgilimin uyuyan dudaklarını öptüm ve yanına uzandım. Şimdi benim için düşünme zamanıydı. İki gün boyunca bu sırrı sakladım, sevgilimden bile.

Ona nasıl söyleyecektim ki? Ya kötü bir tepki verirse? Ya hiç sevinmezse? Ben zaten allak bullak durumdayım, ya mutsuz olursa? Ki ben çok mutsuzum şu anda!

Hemen alışverişe çıktım. “I love dady” – “Dady is the best” – “My dad is number one” yazan minnacık tulum, emzik ve çorap buldum. Günlerden Pazar idi ve artık kıvrana kıvrana ağlayarak bunları gösterdim sevgilime. Çoook sevinmiş numarası yaptı. Numara yaptı diyorum, çünkü inanamamıştım. En çok bebek isteyen ben paniklemişken ve inanılmaz mutsuzken onun gibi tam emin olmayan biri nasıl mutlu olabilirdi ki?

Sonraki iki -üç hafta boyunca sürekli ağladım ve bir barut fıçısı şeklinde dolaştım. Neyse ki henüz 8 haftalık hamileyken Türkiye’ye tatile gittik. Hemen doktorumuza gittim.

Bebeğimi ilk kez orada gördüm ve evet çok heyecanlıydım ama henüz hiçbir şeye benzemiyordu. Ve ben hala hiçbir şey hissetmiyor, belimin kalınlaşmasına sinir oluyor, hayatımı artık mahvolmuş sayıyor ve bunun için büyük bir vicdan azabı duyuyordum.

Doktoruma dedim ki;

“Öğrendiğim günden beri ağlıyorum doktor bey. N’apıcaz şimdi diye. Hiçbir şey hissetmiyordum.

Herkes yalan mı söylüyor? Ben niye mutlu bir hamile değilim, herkes çok mutlu görünüyor!!! Benim tanıdığım tüm hamileler anne oluyorum diye takla atıyor.
Ben nasıl bir anneyim, hem bebeğe karşı bir şey hissetmiyorum, hem de daha çok kendi hayatımızı mahvolmuş olarak görüyorum, bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmayacak diye sürekli ağlıyorum.

Evli ve çocuklu sıkıcı ailelerden olmak istemiyorum, kocamla harika bir ilişkimiz vardı bizim, uzun süreli misafirlere bile katlanamıyoruz biz, özgürlüğümüze o kadar düşkünüz, sorumluluk almamak için kedi bile besleyemedik, şimdi ilişkimiz bozulacak, artık yalnız bile kalamayacağız, tüm özgürlüğümüz gitti, her şey bitti artık diye düşünüyorum, ne yapacağım ben kötü annemi olacağım, bebeğimi sevmeyecek miyim? Üstelik bulantım yok aşermem yok, kokulara hassaslık yok sanki bebek bile yok ama belim hızla kalınlaşıyor!

Biz sürekli fit fit gezen bir çifttik şimdi gezmek hayal olacak, daha görülecek yerler, bir sürü planımız, hayallerimiz vardı. Tüm bunları düşündükçe hem kendim hem kocam için sürekli ağlıyorum oysa bu mucize karşısında mutlu olmak istiyorum” dedim.

Adam güldü.

Olur mu hiç Nisan Hanım dedi, hamilelerin %80′i sizin hissettiklerinizi hissediyor ama söylemiyorlar. Ya da kendi içlerinde yaşıyorlar. Siz bebeğinizi görüp içinizde hissetmeye başlayınca annelik içgüdünüz gelişecek. Hele ki doğumdan sonra hiçbir güç sizin onu sevmenize ve tapmanıza engel olamayacak, siz bunları kafanıza hiç takmayın dedi.

O günden sonra ağlamadım ve kafama takmadım. Ve ben yavaş yavaş mutlu, neşeli, bebeğini özlemle bekleyen ve kilo alsa bile güzel görünen bir hamileye dönüştüm. Bebeğim ve sevgilim iyileştirdi sanki beni. Daha iyi, daha merhametli, daha duygusal ve daha neşeli bir insana dönüştüm. Korkmuyor muyum evet hala korkuyorum. Ama mutluyum.

Riskli dönemler geride kaldı şimdi 5 aylık bir bebeğim ve kocaman göbeğim var. Dünyanın en mutlu hamilesiyim belki de… Her gün karnımı kontrol etmek ve hayal kurmak sabahki aktivitelerim. İlk hareketleri hissetmeye başladım, minik kelebeğim kanat çırpıyor sanki. Her akşam yürüyüşüme çıkıyorum, sağlıklı yaşamaktan yüzüme kan geldi.

Ve bebeğim için bahisler açıldı. Son bir haftanız.

Kız olacak ve erkek olacak diyenlerin sayısı neredeyse eşit bu aralar. Hollanda Türkiye gibi gelişmiş bir ülke değil (?) Cinsiyeti 20 haftayı doldurmadan söylemiyorlar ve ben ancak dergimizin 100. sayısını okurken öğrenmiş olacağım belki. Bu kız mı / erkek mi bahisleri hayatımıza büyük heyecan kattı, herkes merak içinde. Sonu heyecanla beklenen bir kitap gibi hamileliğim. Çok heyecan verici.

Hayatım boyunca hep bir kızım olsun istemiştim, erkek olacak diyenlerin sayısı arttıkça panik olmaya başladım. Bir erkeğin hayal gücünü bilmiyorum çünkü, onunla nasıl oyun kurulur bilmiyorum. Ben evcilik oynamayı bilirim, kızsal hayalleri bilirim. Üstelik dayanamayıp kız kıyafetleri almaya devam ediyorum hala, o kadar çekiciler ki.

Olmayacak böyle dedim, sevimli erkek bebek fotoğraflarına baktım günlerce. Öğrendiğimde en ufak bir mutsuzluk hissetmeyeyim diye. Şu an ikisine de hazırım….
Ve herkese söylüyorum heeey bilmeyen kalmasın ben hamileyim!!!

Dergimizin 100. sayısı için çok düşündüm ve bu haberi vermeye karar verdim. Çünkü Home Showroom da ekibimiz için bir bebekti ve şimdi tam 100 yaşına geldi. Nice 100 sayılara Home Showroom!!! Bebeğimin fotoğraflarını ilk sana yayınlatacağım söz.

PAYLAŞ : Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on PinterestEmail this to someoneBuffer this pageDigg thisFlattr the authorShare on RedditShare on StumbleUponShare on TumblrPrint this page